| Sağlık ve Rehberlik Merkezindeki (SRM) olumlu gelişmelere karşın, 1999 yılı içerisinde çalışanlarının tümünü derinden üzen olaylar da yaşanmıştır. Çok sesliliğin, gelişmiş toplumların temel özelliklerinden birisi olduğu tartışmasız bir gerçektir. Burada kişilerin haklarını savunma biçimleri ve yöntemleri de oldukça önemlidir. Ülkemizde hasta haklarının yasal platformlarda yeterince korunmaması ve toplumdaki kötü hekim modelleri, zaman içerisinde hastaları önyargılı bir tutuma götürmüştür. Oysaki serbest tartışma ortamının ideale yakın ölçüde yaratılmaya özen gösterildiği üniversitemizde yürütülen sağlık hizmetlerinin her adımında hasta hakları ve talepleri hep en ön planda olmuş; kısıtlı olanaklara rağmen üst yönetimin desteği ve personelin özverili çalışmasıyla 1. basamak sağlık hizmetlerinde idealin üzerine çıkılmıştır. Durum böyleyken bilgileri dışındaki ortamlarda SRM hekimleri konunun yetkililerine danışma gereksinimi duyulmadan eleştirilmiş ve tek taraflı olarak yargılanmıştır. Hatta ODTÜ'nün bir alt hizmet birimi olan SRM, kişinin kendi yatırımını değerlendirdiği ve karşılığında ücretini ödediği (farkında olarak veya olmayarak) özel bir bankayla bile karşılaştırılmıştır. Bankacılık sektöründe kişi mevduatı oranında hizmet alır. Sağlık hizmeti ise özünde diğer hizmet alanlarıyla benzer özellikler taşımakla birlikte, onlardan belirgin farklılıklar gösterir. Herşeyden önce hasta olan herkese hizmet vermek esastır. Sağlık hizmeti pahalı bir hizmet olduğundan ekonominin temel unsuru olan "sınırlı olanaklarla sınırsız isteklerin karşılanmasında" objektif kriterlerin esas alınması gerekmektedir. Bu nedenle mensupların sınırsız isteklerinin kişisel beklentiler ölçüsünde karşılanmasından çok, konuya sistemli bir biçimde yaklaşılması uygun olacaktır.
Sağlık alanını diğer hizmet alanlarından farklı kılan bazı unsurlar vardır. Bunların başında 1. Dışsallık yaratabilmesi, 2. Kamu malı olması (rakipsiz ve dışlanamaz olması), 3. Hastaların alacakları hizmet hakkında sınırlı bilgisinin olması, ve 4. Bu alanda risk ve belirsizliğin fazla olması gelmektedir. Dünya Sağlık Örgütü tarafından "sadece sakatlık ya da hastalığın olmaması değil, fiziksel, ruhsal ve sosyal yönden tam bir iyilik hali" olarak tanımlanan sağlık teriminden anlaşılabileceği üzere, kişinin öncelikle kendi sağlığına önem veriyor olması gerekmektedir. Örneğin, ailesel risk faktörü taşıdığı halde gıdasına dikkat etmeyen, sigara ve alkol kullanan ve yaşantısına egzersizi yerleştirmemiş bir kişiye sağlık taraması dahil ne oranda sağlık hizmeti verilebileceği tartışmaya açıktır. Bu nedenle sağlık hizmetinde kaynakların (insan kaynakları dahil) objektif olarak tahsis edilmesi ve bu hizmetin sürekliliğinin sağlanması zorunludur.
Sağlık politikalarında eşitlik ve sosyal adalet vurgulanmakla birlikte son yıllardaki eğilim kişinin sağlığına kavuşmak veya sağlığını korumak için ödemeye hazır olduğu mebla ile orantılı değerlendirilmektedir. Küçük ölçekte SRM ele alındığında bir hastanın muayenesi karşılığında devletin hekime ödediği mebla 250.000 TL'sıdır. Buna karşılık Türk Tabipler Birliğinin bir hekim muayenesi karşılığında belirlediği asgari ücret 20 Milyon TL dolayındadır. İki ücret arasındaki uçurum göz ardı edilse bile hekimin bu hizmeti verebilmesi için hiç olmazsa toplum içindeki saygınlığının korunması zorunlu gözükmektedir. Kurum içerisinde konut tahsisi, yemek olanağı, spor olanaklarından yararlanma vb. konularda son yıllarda yaratılan ayrım hekimler tarafından da kaygıyla izlenmektedir. Bu ayrımın bir de "sağlık hizmetine ulaşmada ayrıcalık" şeklinde SRM ye yansıması tedirginlik vericidir. Hekimlik, din, dil, renk, ırk, cinsiyet, mezhep, milliyet ve statü farkı gözetmeden uygulanan bir meslektir. Bu nedenle hekime başvuran kişiye sadece hastalığıyla orantılı ayrıcalık tanınabilir. Ayrıcalık isteği yıllar içerisinde oluşmuş sosyalliği, eşitliği ve demokrasiyi savunan ODTÜ kurumu kültürüyle de çelişmektedir.
ODTÜ mensupları Ankara'daki diğer tanı ve tedavi kuruluşlarından sevkle yararlanabildikleri halde öğrencilerin böyle bir olanağı bulunmamaktadır. Dolayısıyla öğrencinin yararlanabileceği tek sağlık kuruluşu SRM olarak gözükmektedir. Bu nedenle mensupların hekime ulaşmadaki sorununun önünde öğrencinin hekime ulaşmada sorunu vardır. Eğer sistemde bir iyileştirmeye gidilecekse önceliğin öğrenciye verilip, gerekirse mensupların muayene, tetkik ve tedavilerinin diğer sağlık kuruluşlarından karşılanması çözüm olabilir.
SRM den yararlanma oranları incelendiğinde genel nüfus içerisindeki oranlarının % 5'i geçmemesine karşın, başvuran hastaların %10'unun akademik personel olduğu görülmektedir. Bu oran idari personel için de geçerli olup tüm mensupların öğrenciye oranı 1/3 iken SRM den yararlanma oranları 1/2 ye çıkmaktadır. Bu oran alt birimler bazında incelendiğinde akademik personelin mamografiden % 40, ultrasonografiden % 28, EKG den % 24, müdahele odasından % 23, acil servisten % 20, NST'den % 26, konvansiyonel radyografiden % 11 ve endoskopiden % 7, Holterden %45, Sağlık taramasından %76 ve Kemik Yoğunluğundan %45 oranında yararlandığı görülmektedir. 1999 yılı içerisinde Biyokimya ve Mikrobiyoloji Laboratuvarlarından akademik, idari personel ve öğrenci yararlanma oranları saptanmamış olmakla birlikte, mevcut sağlık taraması programı da gözönüne alındığında akademik ve idari personelin, öğrencinin çok ötesinde SRM den yararlanmakta olduğu gerçeği ortaya çıkmaktadır. Buna karşılık en fazla eleştiri yine aynı gruptan gelmektedir.
1999 yılı içerisinde SRM tarafından gerçekleştirilen etkinlikler incelendiğinde bakılan hasta sayısının son üç yılda 100.000 kişi/yıl'da sabitlendiği ve belirli bir doygunluğa ulaştığı görülmektedir. Nüfusu yaklaşık 18.500 öğrenci ve 5.000 mensup ile bakmakla yükümlü oldukları aile bireylerinden oluşan ODTÜ'lülerden her birinin yılda ortalama 3.5 kez SRM'ni ziyaret ettikleri gözlenmektedir. Geçen yıllara oranla 1999 yılı içerisinde hastaya yazılan reçete sayısının % 28.6 oranında arttığı, bu artışın altındaki önemli nedenlerin başında 1999 yılı içerisinde yaşanan grip salgını ve yaşlanmanın varlığı gelmektedir.
Diğer sağlık kuruluşlarına sevk oranları incelendiğinde SRM'ne başvuran hastaların sadece 1/10'unun bu gereksinim içinde geldiği ve bu oranın bir önceki yıla göre % 15 arttığı gözlenmektedir. Sevklerin dağılımı incelendiğinde SRM de branşı olmayan hekimler nedeniyle sevk oranının belirgin olarak arttığı (1998 yılıında % 11, 1999 yılında %49) görülmektedir. Bu artış, son yıllar içerisinde diğer kurumlardakinin aksine ODTÜ nün hekimlerine gerekli ekonomik desteği sağlayamaması nedeniyle dahiliye, cerrahi ve çocuk hastalığı uzmanlarında olan ayrılmalarla bağlantılı gözükmektedir. Bunun dışında acil servise sevk oranı 1998 yılına göre % 6 artış göstererek 1999 yılında % 12 olarak gerçekleşmiştir. SRM nin olanaklarının yetersizliği nedeniyle diğer kurumlara sevk oranıysa % 18'den % 12'ye gerilemiştir.
Biyokimya ve Mikrobiyoloji Laboratuvarları 1999 yılı içerisinde yeni yerine taşınmış ve çağdaş şartlarda hizmet verilmeye devam edilmiştir. Laboratuvarlara başvuran hasta sayısında biyokimya açısından % 4'lük bir artış gözlenirken gerçekleştirilen tetkik sayısı % 7 oranında artmıştır. Aynı yıl içerisinde bakılabilen tetkik parametresi 69'a yükselmiştir. Biyokimya tetkiki için başvuran hasta sayısı bir önceki yıla göre % 27 artarken gerçekleştirilen tetkik sayısı % 16 artmış ve incelenebilen parametre sayısı 117'den 150'e ulaşmıştır. Biyokimya ve Mikrobiyoloji Laboratuvarlarından 1999 yılı içerisinde yararlanan toplam kişi sayısı 27.105 ve toplam tetkik sayısı 181.248 olarak gerçekleşmiştir. Aynı dönemde konvansiyonel radyografiden yararlanan kişi sayısı % 150'lik bir artışla 19.085 kişi ve çekilen film sayısı % 113'lük bir artışla 24.152 olarak belirlenmiştir. Ultrasonografi ile inceleme oranında bir önceki yıla göre % 3'lük bir azalma kaydedilmiştir. Verilen sayılar sağlık hizmetinin bir bütün olduğu ve tanı ve tedavinin radyodiganostik ve laboratuvar verileriyle desteklenmesinin başarıyı arttıracağını göstermesi açısından önemlidir.
Sağlık Harcamaları incelendiğinde, personel ilaç giderlerinin 378 Milyar TL (687.767 USD) 'nin üzerinde olduğu görülmektedir. Diğer kamu kurum ve kuruluşlarına oranla ilaç tüketiminin ODTÜ de daha az olduğu görülmekle birlikte belirtilen miktar SRM'nin bir yıllık tüketim malzemesi gereksiniminin 2.5 katından ve cihaz yatırımının 4.5 katından fazladır. Bu verilerden yola çıkarak aslında ODTÜ gibi sağlık konusunda bilinçli olması beklenen bir toplulukta hastalıklardan korunmak yerine ne yazık ki bilinçsiz ilaç tüketiminin ön plana çıktığı görülmektedir.
Kaliteli sağlık hizmetinin verilebilmesi doğrudan eğitimle ilintilidir. SRM eğitim etkinlikleri 3 ana başlık altında gerçekleştirilmektedir. Bunların başında SRM'de görevli hekimlerin sürekli eğitimi gelmektedir. 1999 yılı içerisinde SRM hekimlerinin kendi alanlarıyla ilgili kurs ve kongrelere katılımları üst yünetimlerce desteklenmiş ve her hekimin ortalama 2.8 kurs veya kongreye katılımları sağlanmıştır.
Tıbbi bir bilginin güncelliğinin en fazla 5 yıl olduğu bilindiğinde böylesi bir desteğin sürekli kılınması gerekmektedir. Ayrıca "Çağdaş 1. Basamak Sağlık Hizmeti Günleri" başlıklı etkinliklere devam edilmiş ve aynı yıl içerisinde 5'ten fazla etkinlik başarıyla gerçekleştirilmiştir. SRM de görevli hemşire, sağlık memuru, teknisyen ve diğer çalışanların eğitimlerine de devam edilmiş ve bu çerçevede 10 kadar eğitim programı uygulanmıştır.
Eğitimlerden en önemlisi öğrenci ve mensuplara yönelik olanlardır. Bu konuda ne yazıkki SRM çalışanlarının yoğun çabasına karşılık toplumun ilgisizliği ön plana çıkmıştır. Gerek SRM Eğitim Koordinatörlüğü gerekse SRM PDRM ekiplerinin 1999 yılı içerisinde düzenlediği eğitim ektinliklerine katılım bekenenin oldukça altında gerçekleşmiştir. ODTÜ olarak ne yazıkki hastalıklardan korunmak için bilinçlenme yerine hastalanıldığında hekime tedavi içn gitmek anlayışı benimsenmiş gözükmektedir. 2000 yılı içerisinde sağlık konusunda bilinçli olmak isteyen öğrenci ve mensuplara yönelik küçük gruplarda daha etkili eğitimlerin verilmesi planlanmaktadır.
SRM de 1999 yılı içerisinde gerçekleştirilen en önemli etkinliklerin başında Kalite Yönetimine geçilmesi doğrultusundaki girişimler gelmektedir. Kaliteli sağlık hizmeti anlayışının kurumsal olarak yerleşmesi ve uygulanması amacıyla Endüstri Mühendisliği Bölümüyle işbirliğine gidilmiş, danışman firma belirlenmiş ve 2000 yılı içerisinde ISO 9000 standartlarında sağlık hizmeti verilmesi hedeflenerek çalışmalar başlatılmıştır. Bu çerçevede SRM içinden Kalite Temsilcisi seçilmiş ve bir kalite ekibi oluşturularak geniş tabanlı katılımı sağlamak üzere tüm birimlerle çalışmalar başlatılmıştır.
Biz SRM'liler sağlıkta kalite anlayışımızı hasta ve çalışan beklentilerini en iyi şekilde karşılama yeteneğimiz olarak görüyoruz. Yapılan çalışmalarda bu anlayış ile hizmetlerimizi yeniden gözden geçiriyor ve iyileştirme fırsatlarını değerlendiriyoruz. Kalitenin tüm süreçleri içine alacak şekilde yaygınlaştırılması için görev tanımları, işleyiş, otomasyon ve randevu sistemleri bu proje sistemleri bu proje içerisinde değerlendirilmektedir. Hastalardan alınacak geri bildirimler de bu çerçevede gelişmeyi belirleyecektir.
Diğer olumlu gelişme otomasyon sisteminde yaşanmaktadır. Cihaz yatırımı programı çerçevesinde bilgisayarlar tamamlanmıştır. Ayrıca son iki yıldır devam etmekte olan yazılım konusunda gelişme sağlanmış ve hastaların verilerinin bilgisayar üzerinde tutulmasına başlanmıştır. Modüler yazılımın sürekli geliştirilmesiyle geçmişe ait verilerin de bilgisayar ortamında tutulması, laboratuvar ve görüntüleme yöntemi isteklerinin bilgisayar üzerinden sağlanması ve sonuçlarının yine elektronik ortamda tutulmasına ait çalışmalar devam etmektedir.
Tüm bu çalışmaları gerçekleştiren ve gereğinde özveriyle gereğinden fazla sorumluluğu çekinmeden üstlenen tüm SRM çalışanlarına gönülden teşekkür eder, saygılarımı sunarım.
Sağlıklı bir yaşam dileğiyle,
Prof.Dr. Feza Korkusuz
Başhekim
|